osman guduİmar Rantına Yargı Primi

Kadıköy’ün önemli yeşil alanlarından, 44.783 m2’lik meteoroloji arazisi maliye hazinesi tarafından özelleştirilerek, kat karşılığı inşaat yapmak üzere ihale edildi. Anadolu yakasının en kalabalık ilçesi olan Kadıköy’ün olası bir depremde toplanacak yeri ve kamuya ait yeşil alanı olan bu yeri 23 Ağustos 2004’de, % 40’ı firmaya, % 60’ı da maliyeye olmak üzere bir inşaat firması ihaleyi aldı.

 

osman gudu 63a

Kadıköy Belediyesinin kamuya ait bu yerin imara açılması ve yoğunluk getireceği sebebi ile yargıya başvurması sonucu, 11 Ocak 2008’de yürütmenin durdurulması kararı çıktı. Bu karara istinaden Belediye’nin mühürleyip durdurduğu inşaat, hiçbir gerekçe göstermeksizin, bodrum kat ilavesi ile imar alanını da yükseltilip uygulamaya devam etti. Ne yazık ki bu gelişmelere yeni plan değişikliği ile yeni imtiyaz elde eden firmanın bu kez de önünü İ.B.B meclisi açtı. Söz konusu alandaki imar artışını ortaya koyan plan değişikliği, oy çokluğu ile onaylandı. Kadıköylülerin gözleri önünde tam dört blok 47 kat ile gökyüzünü delercesine bir beton dağı gibi yükseldi ve tamamlandı. Üzerinde devam eden davalar ve halkın tüm itirazlarına rağmen, hazine kendisine ait % 60’lık hisse satışını da bir ihale ile devredince, aradan tamamen çekilip, kamu yararına kullanılması ve yaşatılması gereken bu alanda devletin ticaret çıkarları kamu yararından öne çıkarılarak vatandaşa yaratacağı sorunları ile bırakıldı. Özel imar ile bölgedeki yapılaşma oranlarının çok üstünde bir yoğunlukla yapılan bu yapılar için % 40 hisse alan müteahhit firma, yürütmeyi durdurma kararı sonucu Kadıköy Belediyesi’nin müdahalesinin haksız olduğu gerekçesi ile mahkemeye başvurdu. Bu süre içinde inşaatın tamamlanamaması nedeni ile Kadıköy Belediyesi sorumlu tutularak, “İnşaatın hukuka aykırı ve keyfi eylem ve gecikmeleri” neticesinde İstanbul Anadolu yakası 6. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile Kadıköy Belediyesi 101.859.043.16-TL tazminat ödemeye mahkûm oldu. Karara Belediye Avukatları tarafından yapılan itiraz da reddedildi.

Hukuk devleti olan Türkiye’de imar yolsuzluklarının ayyuka çıktığı bir dönemde, toplumun güveneceği en önemli unsur yargı kararları olmalıdır. Bu karar Cumhuriyet tarihinde görülmemiş skandal bir karardır. İmar rantının yasa ile primlenmesi anlamına da gelmektedir. Bu kararın bir üst mahkeme tarafından bozulması olasılığı dahi, alınan bu kararın hukuk sistemi üzerinde bıraktığı lekeyi silemeyecektir. Davada önemli rol oynayan bilirkişi raporu ve bu rapora imza koyanların yaşadıkları ülke gerçeklerinden ne kadar uzak bir karara imza atmaları da düşündürücüdür. Son yılların en çok gündemde olan imar rantları konusunun, gerek yönetimler, gerekse onunla işbirliği içinde olan müteahhit firmaların ne kadar pişkin bir anlayış ile yürütmesinin ardında ne vardır? Ülke varlıklarının yağma edilmesinin önünü açacak olan bu tür yargı kararları Türkiye’nin geleceğini de ipotek altına alacaktır. Bahsi geçen konu kamuoyunda duyulmuş ve toplumun bilgilenmesine de neden olmuş bir hadisedir. Bu ve buna benzer yüzlerce dosyanın kararların yürütüldüğü günümüz Türkiye’sinde toplumsal barışın, uzlaşının ve huzurun en önemli güvencesi yargıdır. Hangi konuda olursa olsun bağımsız yargı kararlarına, bu gün her zamandan çok ihtiyacımız vardır.

Instagram
Powered by OrdaSoft!