metin yilmaz

Dünya Alüminyum Piyasası ve Türkiye’nin Durumu
Dünya Alüminyum Piyasalarında Spekülasyon ve Yaratılan Suni Darboğaz. Son yıllarda sürekli dalgalanan metal fiyatları tüketici ve üreticileri tedirgin etmekte bu fiyat dalgalanmalarından dünya çapında büyük banka ve yatırımcıların kar sağladıkları bilinmektedir.


cuhadaroglu metin yilmaz2013 yılı içinde bir çok banka, tüccar ve yatırımcı firmanın alüminyum hammadde stoklarını ve fiyatlarını domine etmiş durumdadırlar. Yapılan tüm işlemler legal olmakla birlikte mevcut LME mevzuat ve kuralları ile stokların kontrol edilmesi oldukça güç görünmektedir. Örneğin dünyadaki LME depolarının bir birleri ile olan transferleri aslında var olan arzı daha düşük gösterip arztalep dengesinin bozarak fiyat artışlarına yol açıldığı bilinmektedir.
Mevcut alüminyum stoklarının (arz olarak görünmeyen) zamanla faizlerin artışı veya artan stoklama maliyetleri ve zorlukları nedeniyle piyasaya arzı ile LME fiyatları veya primlerde düşüş ile sonuçlanması beklenmektedir. Bugün dünyada benzer tarzda stoklarda tutulan 4-5 milyon ton civarında alüminyum olduğu tahmin edilmektedir.
Bu durum karşısında 2014 yılı itibarı ile alüminyum üretici ve kullanıcılarını, stokist ve tüccarların manüpülasyonlarına karşı koruma adına Londra Metal Borsası (LME) tarafından bir dizi yeni kurallar ve yaptırımlar devreye alınmıştır. Ancak ülke olarak değerlendirdiğimizde 2013 yılının yapılan hammadde anlaşmalarında geçen seneye göre prim fiyatlarında yaklaşık 150 USD/ton artış meydana gelmiştir. Yaratılan suni hammadde sıkıntısı nedeniyle sadece primlerin artışından Türkiye alüminyum sektörü yaklaşık 100 Milyon USD döviz kaybetmiştir.

Türkiye’nin Durumu
Türkiye alüminyum ithalatında en büyük kalemi birincil alüminyum oluşturmaktadır. Borsa ile belirlenen birincil alüminyum fiyatı, alüminyum ithalat kalemleri arasında ikincil alüminyumdan sonra en düşük fiyatlı kalemdir. Bu nedenle toplam ithalat miktarı yaklaşık 1,1 milyon ton olmasına karşı değer olarak 3 milyar dolara denk gelmektedir. Oysa ihracat miktarı 584 bin ton olmasına karşılık 2,2 milyar dolara ulaşmaktadır. İhracat kalemleri içinde ağırlıklı olarak son veya yarı mamüller yer aldığından, katma değer olarak çok daha yüksek bir ortalama elde edilmektedir.
İhracatımız içinde en büyük kalemleri yarı mamül konumunda olan yassı ve ekstrüzyon ürünleri oluşturmaktadır. İhracat içinde katma değeri en yüksek kalem “diğer” adı altında ağırlıklı son mamülleri içeren bölüm, en düşük kısım ise hurda kaleminden oluşmaktadır.
Türkiye alüminyum hareketleri son 8 yıl içinde iki katından fazla büyümüştür. En yüksek katma değerli ürünlerin son ürün veya son ürüne yakın kalemler olduğu bilinmektedir. Ancak ülkemiz ihracatında en büyük kalemleri yine birer yarı-mamül olan sırasıyla ekstrüzyon, yassı, folyo ve iletken ürünlerinin oluşturduğu görülmektedir.

cuhadaroglu sekil 1 2


Şekil 1 2012 Yılı Türkiye alüminyum ithalatının ürün çeşidine göre dağılımları.
Şekil 2 2012 Yılı Türkiye alüminyum ihracatının ürün çeşidine göre dağılımı.


İnsan Kaynağımız
Uzmanlar tarafından 2050 yılı dünya nüfusu için kritik bir dönem olarak nitelendirilmektedir. Bu dönemde dünya nüfusunun 9 milyar kişiye ulaşacağı ve mevcut besin kaynaklarının dünya nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyeceği öngörülmektedir. Önümüzdeki birkaç yıl içinde dünyada 2 milyardan fazla insan kritik gelir seviyesinin üzerine çıkıp, dünya ekonomisini etkileyen önemli faktörlerden biri olacaktır. Türkiye nüfusunun 2050 yılında 93 milyar kişi olması beklenmektedir. Avrupa ile karşılaştırıldığında Türkiye hem daha yüksek bir işgücüne ve hem de daha genç bir nüfusa sahiptir.

Enerji ve Doğal Kaynaklarımız
Son yıllarda artan elektrik ihtiyacı özellikle doğal gaz ve katı yakıt (kömür) çevrim santrallerine yapılan yatırımlarla karşılanmış ve hidro-elektrik santrallerinin üretilen elektrik enerjisi içindeki oranı hızla düşmüştür. 2012 itibarı ile hidro-elektrik santrallerinin elektrik üretimine katkısı %23, doğal-gazın
%45, kömür-linyitin %30 civarında olmuştur. Günümüzde yaklaşık olarak elektrik üretiminin % 65’i ithalata dayalı üretim olup bunun gelecek 10 yıl içinde de daha iyiye gideceği beklenememektedir.

Ülkemiz değerlendirilebilir zengin boksit madeni açsından bor madeni gibi pek şanslı değildir. Dünya bor rezervlerinin yaklaşık % 63’ü Türkiye’de olmasına karşılık boksit açısından sadece % 0,3’ü ülkemizde yer almaktadır. Ülkemizdeki boksit rezervleri 68 milyon ton olarak tahmin edilirken dünya boksit rezervlerinin 28 milyar ton civarında olduğu öngörülmektedir.

Türkiye alüminyum sektörü için en önemli konulardan bir tanesi sektörün ne yönde ve nasıl büyüme gerçekleştireceğidir. Son yıllarda üzerinde en çok durulan alüminyum hammaddesinde yüzde yüze yakın dışa bağımlı olma ve yerli birincil alüminyum üretim tesislerine yatırım yapılması konusudur.

Ülke olarak elektrik enerji üretiminde %65 dışa bağımlı olduğumuz ve boksit rezervlerimizin de yeterli olmadığı göz önünde bulundurulduğunda birincil alüminyum üretiminin fizibil olmadığı açığa çıkmaktadır. Dolayısıyla önümüzdeki on yıl içinde Türkiye alüminyum sektörünün büyümesinin yarı mamül ve/veya son mamül aşamalarında olma zorunluluğu doğmaktadır.

Değerlendirme
Ülke olarak alüminyum sektöründeki en yüksek üretim ve ihracat kalemleri, yarı mamül adı altında adlandırılan döküm, ekstrüzyon ve yassı ürünler yer almaktadır. Birincil alüminyum üretiminde en yüksek maliyet kalemleri enerji ve hammadde (alümina) olurken yarı mamül üretim aşamalarında (billet döküm, ekstrüzyon, haddeleme, işleme, kaplama) ana maliyet kalemi alüminyum hammaddesinin kendisi olmaktadır. Bu da alüminyum sektörünün finans kaynağı probleminin temel nedenlerinden biridir

cuhadaroglu sekil 3

Şekil 3

Şekil 3 de görüldüğü gibi, son-mamül kısmında da ürün türüne göre değişkenlik gösterebilmekle birlikte diğer üretim aşamalarından farklı olarak işçilik kalemi oldukça yüksek oranda olduğu göze çarpmaktadır.
Enerji ve hammadde de dışa bağımlı olan Türkiye için en büyük kaynak olan genç ve yüksek işgücü potansiyelinin bu üretim aşamalarında değerlendirilmesi katma değeri yüksek ürünlere yönelinmesi ve cari açığı azaltıp kişi başı gayri safi yurtiçi hasılanın artmasını sağlayacaktır.

Bir ton alüminyum başına birincil alüminyum üretiminden son mamüle kadar üretim aşamalarında operasyonel maliyet kalemlerinin dağılımı.
Ürünlerin katma değerini arttırmak için insan kaynağına bağlı gelişim ve yatırım en önemli yollardan bir tanesidir. Avrupa'nın en yüksek iş gücüne sahip ülkelerinden biri olarak, yaklaşık 30 yaş ortalamasıyla genç bir nüfusa sahip Türkiye’nin, bu avantajını katma değere dönüştürecek şekilde kullanabilmesi için Şekil 4’de görüldüğü gibi son ürünlere yönelmesinde ve bu konuda gerekli altyapının (eğitim, bilgi transferi ve teşvikler gibi) oluşturulması gereklidir.
Türkiye’nin, gerek düşük boksit rezervleri, gerekse enerjide dışa bağımlılık nedeniyle, yüksek ilk yatırım maliyetleri olan birincil alüminyum konusunda yakın bir gelecekte dünya çapında önemli bir rolünün olmayacağı kesin görünmektedir.
Ülke olarak sahip olduğumuz genç insan kaynağı avantajını kullanarak, yüksek katma değerli üretimlere girilmesi ile mümkün olacak ve bu sayede dünya alüminyum pazarında söz sahibi olabilecektir.

cuhadaroglu sekil 4

Instagram
Powered by OrdaSoft!